Bir zamanlar, güzel bir ülkenin kalbinde uzanan görkemli bir orman vardı. Köyler, küçük kulübeler, sayısız hayvan ve insanlar bu uçsuz bucaksız topraklarda huzur içinde yaşardı.
Fakat bir gün, gökyüzünden gelen bir felaket her şeyi değiştirdi.
Ormana düşen bilinmeyen bir varlık, beraberinde tarif edilemez bir lanet getirdi. Ağaçlar, hayvanlar, insanlar... Hatta solunan hava bile yavaş yavaş mutasyona uğramaya başladı. Kökler toprağın derinliklerinden yükselerek bütün ormanı devasa bir kafes gibi sardı. Bir zamanların neşeli yolları karanlığın içinde kayboldu, yaşamın yerini korku aldı.
Güzelliğin ve barışın simgesi olan bu orman artık yok.
Geriye yalnızca kaosun, deliliğin ve bilinmezliğin hüküm sürdüğü bir kabus kaldı.
Düşüncelerinizi başkalarıyla paylaşın
Güzel bir seri yazarın eline sağlık
İlk üç bölüm için oldukça sağlam bir başlangıç. En büyük avantajı atmosfer ve gizem. En büyük riski ise ilerleyen bölümlerde tüm gizemi Timotheus'un sırtına yüklemek. Eğer Naile'nin kendisi de Timotheus kadar ilginç kalmayı başarırsa, hikâye epey uzun soluklu olabilir.
Senin en güçlü olduğun yer karakter tasarımı sanırım Zakkay. Dünya tasarımı da çok güzel ve atmosferi iyi veriyorsun.
Okurken bazı cümle düşüşleri dikkatimi çekti. Bu düşüşleri düzeltirsen ve akıştaki bağlamları kuvvetlendirirsen büyük bir sıçrama yapabilirsin.
Kalemin de hayal gücün gibi kuvvetli. Sakın yazmayı bırakma!
Eline, emeğine sağlık!